Beynin Gücü Nedir?
tarih 27 Aralık 2011, kategori Artt Bilimsel, yazar Güneş Tan

Hani hep çevremizde dolaşan şöyle bir söz vardır: Beynimiz aslında tam kapasite çalışmıyor, öyle çalışsa kim bilir neler, neler yapar? Eminim siz de pek çok kez bu durumda başarabilecekleriniz üzerine fikir yürütmüşsünüzdür. Dilerseniz bu konuya da bilimsel bir bakış getirelim ve Gresham College’den Profosör Keith Kendrick'in açıklamalarına göz atalım: "Bu durumu anlamak için insan yapımı bazı şeyleri gözden geçirelim. Mesela gezegenimizin tüm telefon sistemini… Şayet tüm dünyanın telefonlarını ve tüm telefon tellerini alsak (gezegenimizde 6 milyardan fazla insan var) bağlantı sayıları ve 1 günde trilyonlarca gönderilen mesajlar bile bir beyinde ki karışık faliyetle eşit olamaz.

Şimdi var sayalım ki bir ülkedeki tüm telefonlar kırıldı ve tüm hatlar kesildi, ne kadar zamanda düzeltilebilir bu durum? Bir hafta, bir ay veya birkaç yıl mı? Bir kaç yıl dediyseniz, kafadan yaralandığınızda neyle karşı karşıya olduğunuzu biraz anlamaya başladınız demektir.

Daha da anlaşılır bir fikir vermek için şunu düşünün: IBM tarafından yaratılmış olan en büyük bilgisayar Aski-Purple, ABD enerji bakanlığında yer alıp, 830 metrekare büyüklüğünde ve 200 ton ağırlığındadır. Buna rağmen bilgi işleyebilme kapasitesi bir insan beyninin yarısı kadardır.

Beynin bilgisayardan farklı olan özelliklerinden biri, var olmayanın yorumunu yapabilmek. Bir de pek çok şey arasında belirli bir şeye dikkat edebilme yeteneğine sahiptir.

Tüm beyinlerin yaptığı basit bir şey daha; aslında gözler her şeyi ters çevirir ve biz öyle görürüz. Beyin bunu doğru şekline geri çevirir. Burada beyin ters olan bir şeyi tercüme eder. Beyin olağanüstü bir yorumlama cihazıdır, bunu unutmamalı! Yorumlamanın çok fazla dallanıp budaklanması söz konusudur, bilhassa geçmişte neler olduğunu hatırlamakta. Beyin bir şeyi hatırladığı her seferde onu yeniden yazar ve o anda muhteviyatında neler varsa ona göre yazar. Eğer kötü bir gün geçirmişseniz veya başka bir deneyim yaşamışsanız onlar birbirine karışabilir böylece tekrar hatırlamak istediğinizde artık aynen ilk yaşandığı gibi değildir belleğinizde. Beyin devamlı onu günceller ve her hatırladığınızda yeniden oluşturup değiştirir.

Beynin nasıl çalıştığına bakarsak (tabii birçok seviyeden bakılabilir), genlerden tutun da beyin moleküllerine kadar gidilebilir. Nasıl çözüldüklerine bakılırsa, mesela synapslar (nöronlar arası bağlantılar) işlemek için küçük hücre ağları olarak gruplaşır ve bir şekilde holistik bir çalışma yaparlar ve parçalarının toplamından çok daha fazlasını geri verirler. Bu beynin gizemidir işte. Beyin holistik bir çok şey yapar ki, bu da bilgisayarla arasında büyük bir fark yaratır. Bilim adamları, beynin ne kadar önemli olduğunun farkında; genlerimizin üçte ikisi beynimizde kendini ortaya koyuyor. Bu yüzden beynimizi gerçekten anlar duruma gelmemiz gerekir. Yani nasıl hücrelerden oluşmuş bir komünikasyon ağı olduğunu idrak etmeliyiz. Asal olarak beyindeki komünikasyon çok basit; sadece elektrik çarpmasıdır.

Eğer bunu lisana çevirirsek, herhangi bir sinir hücresinde belki de beyinle konuşan binlerce hücre, aktarım için belirli bir kimyevi madde kullanarak ya 'evet' ya da 'hayır' diyorlardır. Konuyla ilgili evet ve hayırlar eşit miktarda olunca hiçbir şey yapmaz çünkü akışa mesaj göndermez. Hepsi iptal olur. Buna karşılık o olayla ilgili evetler oluşan hayırlara karşı daha fazla ve güçlü ise, bu evet olarak hücreden hedefe doğru gider ve tüm aşağı akıntı eylemini başlatır. Beynin karmakarışıklığını anlamak için önemli olan, bu arada geri bildirimin devam ettiğini bilmek. Çünkü "ben evet diyorum" diye geri bildirim devem eder ve sistem çok büyük bir karışıklık yaratabilme gücüne sahiptir.

Mesajlar gerçekte ne söylüyor?

Hayatı biraz daha zorlaştırmak için hücre bedenlerinden elektrik tetikler akson boyunca ilerler ve bu tek yönlü bir trafiktir, sadece tek yönde ilerler. Yolun sonuna geldiklerinde alıcı ve yaptıkları eylem arasında bir boşluk vardır. Bu çok küçük bir boşluktur; hatta bir mikrondan daha az ve bu boşlukta bilgi kimyevi olarak aktarılır. Dolayısı ile aksonun sonunda kimyevi maddeler bırakılır. Bunlar snaptik cleft’ten geçer ve çeşitli alıcılarda hedef hücre ile ilgili ya polaritesini yok ederek veya hiper polarite yaratarak elektrik değişiklikler yaratır. Böylece mesajı bir sonraki hücreye yayarlar. Bu tabii ki sınırsız kontrole sahiptir.

Bütün bu bahsettiğim size basit ve küçük gelen bilgiler aslında bir demet Nobel ödülü kazanmıştır. Bunları keşfetmek çok zordur. Golgi ve Cajal'ın sinir sisteminin yapısı bilgileri, Sherrinton ve Lord Adrian'ın nöronların nasıl çalıştığı açıklamaları, Sir Henry Dale ve Otto Loewi'nin sinir güdülerinin ve synapsların kimyevi yayını hakkında ortaya koydukları; işte tüm bunlar ödül getiren araştırmalar… Tabii ki sinir hücrelerinin işlevi ve temel yapısı çalışması hakkında yaptıkları çalışma için ödül alan birçok başkaca insan var. Bu aşamada sadece nasıl çalıştıklarını biliyoruz ama bize tecrübe kazandıracak olan şey gerçekte ne dedikleri ki biz onu bilmiyoruz. Yani mesajlar gerçekte ne söylüyor? Bir şekilde büyük miktarlarda karışık bilgiyi nakleden ve bize bilinçli deneyimler yaşatan kocaman bir muamma makinesi. Bu sadece hücrelerin ne söylediği değil, aynı zamanda onları kim dinliyor ve nasıl yorumlanıyor? Asıl soru ise, tüm bu elektrik aktiviteye, bakış açımıza, düşünce ve hareketlerimize, bunları doğal karşılamamıza asıl neden olan şey nedir?

Eğer beynin global aktivitesine bakarsak, kafa karıştırıcı gelebilir. Uyanık halimizde beynin korteksinde yüksek frekanslı, düşük voltajlı senkronize olmayan beyinin ürettiği elektrik dalgaları vardır. Yani hücreler uyum içinde her şeyi aynı anda yapmazlar. Buna karşılık uyumak için uzandığımızda yavaşlayıp işe başlarlar- bu aşamada hala senkronize değildir beyin elektrik dalgaları – Sonra uykunun erken aşamalarına girince dramatik bir değişiklik oluşur. Şahane bir şekilde, senkronize olmuş yuvarlanan yavaş frekanslı beyin elektrik dalgaları haline gelirler. Bu beyin dalgalarına da 'theta' denilir. Fakat sadece "uyku", korteks boyunca bu senkronize beyin dalgalarını oluşturmaz, "öğrenmek" gibi şeyler de oluşturur bunu. Biz bir şeyler öğrendiğimizde beyin de bir şekilde global bir senkronize işlemi oluşur. Daha kullanışlı, holistik bir şekilde çalışır. Böylece beynin bir tarafında olan bilgi, diğer taraf ile bağlantıda olur.

Beyinde her bir bölüm ayrı, ayrı kendi işlemlerini yapar ama bir şekilde bu işlemler birleşir ve bize birleşmiş olan tek bir farkındalık deneyimi verir. Bu dört değişik resmin, değişip tek bir sahne haline gelmesi gibi bir şeydir. Bir başka misal de şu olabilir; birçok aşçının farklı işlemler yapması ama sonuçta tek bir yemeğin ortaya çıkması. İşte o anda "farkındalık" oluşur.

Beyindeki geniş ağlar gerçekte nasıl çalışıyor?
Bunu anlamak için basit ama oluşturması çok zor tek bir şekil var, o da bir şey yaparken aralarında olan iletişimi dinlemek… Sadece bir veya ikisini değil, yüzlercesini dinlemek…

Bu teknoloji yakın zamana kadar kullanılır duruma gelmemişti ama şimdilerde araştırmalarda dinleme cihazları yerleştirilerek beynin sistematik ağ sistemi hakkında bilgi elde ediliyor. Bu araştırmada kullanılan kişi herhangi bir uyarıya mazur bırakılıyor, mesela koku veya değişik yüzlere bakmak gibi ve bu arada bir kaç milimetrelik korteks alanına 100 tane iğne gibi dinleme cihazı koyulup bir kaç yüz sinir hücresinin aynı andaki dışarı verdiği elektrik çıkışlarını kaydetme imkanı oluşuyor.
Sistemin nasıl çalıştığı hakkında şu şekilde fikir verebiliriz: Kokuyu alan beş milyon his nöronu var ve bunların binlerce değişik tip alıcıları var. " Olfactory bulbların her birinin 2.5 bin alıcı noktası bulunuyor, buralar da bilgiyi alıyor. Gördüğünüz gibi, her şey fenomen denilecek hızda oluşmakta. Oysa ki hiçbir bilgisayar bunu yapamaz!
Birçok insan beyinde uyum olmasını bekler, yani her şeyi aynı anda yapabilmeyi… Ne de olsa takım çalışması başarı sağlamakta ve biz bir şeyi ekipçe yaptığımızda, karşımıza çıkan problemleri daha kolay hallettiğimizi biliyoruz.
Görülüyor ki, beyin bu prensibi kullanmıyor. Hücrelerin çoğunluğu birbiri ile pozitif bir uyum içinde değil!"

http://gresham.ac.uk/event.asp?PageId=108&EventId=294








Ofis Fotoğrafları

Sosyal Medya