Bilinçaltınızda neler var?
tarih 23 Temmuz 2012, kategori Artt Sistemi, Featured Posts, yazar Güneş Tan

KATMAN: Bilinçaltı / Bilinçüstü
Bilinçaltınız adeta farklı bir sürü insanın tek bir bedene girmiş hali gibidir. Hissettiğiniz iç savaşınız ve gel-gitleriniz bundandır. O, sizden tamamen ayrı kişiler olarak hareket eder. Geçmiş yaşanmışlıkları analiz eden ve karar veren sizin bilinçaltınız veya bilinç üstünüzdür. Sahip olduğunuzu ve sizin tarafınızdan şekillendirildiğini zannettiğiniz “kendi”nizin içinde, aslında akrabalarınızın her birinin kişilik parçaları (duyguları) ve onların duygu enerji alanlanında kaydedilen birikmiş yaşanılmışlıkları mevcuttur. Onların parçalarını, yani duygularını olumluya dönüştürmedikçe, içinizdeki dualite (zıtlık) durduğu müddetçe isteseniz bile siz, siz olamazsınız!
Kendinizle ilgili her şey; kişiliğiniz, verdiğiniz kararlar, istemediğiniz yıkıcı alışkanlıklarınız, kendinize çektiğiniz insanlar, başarılarınız-yenilgileriniz, korkularınızın neden olduğu kayıplar ve durumlar, hastalıklar bilinçaltınızın üretimidir. Ve atalarınızın yaşadıklarıdır… Onlar nesiller boyunca tekrar, tekrar yaşanır, senaryo değişiktir ama yaşattığı duygular aynıdır. Bu yüzden kemikleşmiş bir alt yapı vardır. Özetle; istediklerinizi oluşturmaya imkan verecek yer burasıdır ki, istenileni burada oluşturmak sanıldığı kadar da kolay değildir.
Bilinciniz bilinçaltınızdan tamamen farklıdır, tuhaf bir şekilde çoğunlukla derinlerde olanlardan bi-haberdir. Tekrar etmem bu durumun önemini size anlatacaktır sanırım. Aslında siz asla kendinizi yaşayamazsınız, bilinçaltınızı yaşarsınız. Öyle ki bunun böyle olduğunu fark bile etmez, kendinizi yaşadığınızı zannedersiniz. Bilinçaltı geçmişte tüm sülalenizin ve sizin yaşadığınız tüm deneyimlerin biriktiği, depolandığı yerdir ve vazifesi bu bilgiyi kullanarak sizi yönlendirmek, hayatınıza şekil vermek ve sahip olduğu bu bilgileri korumaktır. Bu yüzden “o”, evrenin var oluş formatının temel prensiplerine uymayan çalışmalarla kolay, kolay alıştıklarını, sahip olduklarını bırakmaz ve değiştirmez.
Olmasını çok istediğiniz her şey için 21 gün aynı ritüeli yinelemek, sabah-akşam cümleler ve sözcükler tekrarlamak, hipnozla veya subliminal mesajlarla telkin yapmak, bilinçli rüya görmek, hayal edip evrene göndermek veya o hayale her gün enerji yüklemek, her gün yazıp resimlere bakmak, her gün defalarca yazmak, düzenli olarak derin düşünmek, meditasyon yapmak insanlar tarafından sıkça kullanılan yöntemlerdir. Peki ya doğru mudur?
Aslında bu tip yöntemler bilinçaltındaki yaşanması gereken programa uymadığı için, elde edilen istekler yine kişinin var olan programına (yaşaması gereken sıkıntı vs.) uygun bir şekil alarak hayatına giriyor. Örneğin; uzun yıllar evlenme isteği içerisinde olan bir kadın danışanımın, bu isteğine nasıl ulaştığına kulak verelim: “Evlenmek hayatımın belki de en önemli isteğiydi. Yaşım 32 olduğu için bu isteğime ulaşamayacağım korkusunu yaşıyordum. Dört yıl boyunca olumlama ve pozitif düşünce gibi yöntemler kullandım. Meditasyonla da bu süreci destekledim. Amacım bir an önce evlenmekti. Dördüncü yılın sonunda isteğime ulaştım. Evlenmek üzereydim ve buna inanamıyordum. Çünkü çok emek harcamıştım. Evlenme isteğime kavuşmuştum kavuşmasına ama sonrasında evlilik bana hayal ettiğim mutluluğu getirmedi. Eşimin bana karşı olumsuz tavırları her geçen gün beni daha da üzüyordu. Sanki kaderimi zorlamıştım. Demek ki zorla güzellik olmuyormuş diye düşündüm, suçluluk hissettim. Vicdan azabım o kadar artmıştı ki, bir zamanlar çok uğraşıp emek verdiğim bu isteğin hemen sona ermesini bile istedim.”
Bu danışanım, bir gün çaresizlik içinde beni aradı. Geçirdiği süreci samimiyetle bana telefonda aktardı. Kocasıyla ARTT sistemini denemek istediklerini, çünkü her şeye rağmen her ikisinin de ortak arzusunun birlikte mutlu bir evlilik sürdürmek olduğunu belirtti. Evet, onun dört yıl boyunca uğraştığı yöntemler istediğini vermişti ama sonuçta yaşam programında hala var olan mutsuzluk duygusunu yok etmemişti ve hala mutsuzluk yaşıyordu. Her ikisi ile yapılan seanslardan sonra bu çiftin uyum içerisine girdiğini görmek inanın çok keyifliydi.
İşte kendisinin yaşadığı gelişmeyi anlatan sözleri: “Evliliğimiz boyunca eşimin bana mutsuzluk yaşatan olumsuz tavırları ortadan kalktı. Birbirimizin ruh eşi olduğumuz gerçeğini bizzat yaşamaya başladık. Anladım ki, isteklerini elde ederken, kişinin kendisini de değiştirmesi gerekiyormuş ki elde ettiğiyle mutlu olsun. ARTT tekniği şimdiye kadar denediğim hiçbir yönteme benzemiyor diyebilirim. Hatta bu sayede hayatımızda ilk kez birbirimizle iletişim kurduk ve içimizle uyumlu bir dünya yarattık. Seanslarda fark ettim ki, ARTT ile tanrısal zekadan gelen bir yaratma hali var ve sonuç çok güzel, olması gereken otomatik olarak oluşuyor. Oysa diğer kullandığım tekniklerle yaratılanlar egodan geliyor. Bu yüzden insana mutluluk, huzur yerine suçluluk ve eskiye dönüş veriyor.”
Bilinçaltınızdaki “kodlanmış yaşam programınızı” yaşarsınız. Bilinçaltınızda sizin isteğinize engel olan olayların zihninizdeki görüntülerini düşüncelerinizle sildiğinizi hayal etmeniz ve yerine olmasını istediğiniz gibi bir görüntüyü hayal edip yerleştirmeniz, bu yaşanmışlığın olumsuz etkilerini kalıcı bir şekilde yok etmez. Sonrasında siz de bunu fark edersiniz zaten.
İsteğinize engel olan kökleşmiş yaşanmışlıkların sizde yarattığı olumsuz duyguların enerjisi boşaltılıp, alttan çıkan olumlu duygunun enerjisiyle harmanlanıp hepsi aynı hale getirilmezse yani negatif ve pozitif (dualite) etkisizleştirilmezse “BİR” hale gelip (nötrlenmezse), bilinçaltı var olan programını devam ettirir. Çünkü biz kayıtlarında var olan bilgiyi – yaşam programını – yaşamak üzere bu dünyaya geldik.
DNA ile bize atalarımızdan aktarılan asırlardır tekrar, tekrar yaşanılmış olan belli bir yaşam programı varken, bu programı birkaç cümle ve hayal ile değiştirebilmemiz sizce mümkün müdür?
İsterseniz sizin yerinize cevap vereyim: Elbette mümkün değil çünkü var oluş yani yaşam, bilgidir. Bilginin asıl hali “tek”tir, “aynı”dır, saf zekâdır; yaratılış tektir. Köklü kalıcı çözüm elde etmek için, var oluşun bu temel durumunu yaşanmış duyguların enerjisinde de yaratmak gerekli, öz’e ulaşmak için “tek”liği yaratmak şart!

Ofis Fotoğrafları

Sosyal Medya